27 Kasım 2010 Cumartesi

Sinavlarim basladiii!!!

Ve evet. Yorucu vize haftasina baslamis bulunmaktayim. Her sene oldugu gibi bu sene de kendimi kandiriyorum ve diyorum ki su vize haftasi gecsin, kendimi toplayacagim. Yalan? Olabilir... Bu sefer olmayacak, uzgunum.

Facebook hesabimi yine dondurdum. Msn hesaplarimi da kapattim gibi bir sey olmadi. Neden tamamiyle kopamiyorum ki? Sevdigim ve oralarda gorustugum insanlarla ne kadar gorusuyorum 1 ay icinde mesela? Cidden o kadar onemli mi bir gun haber alirim onlardan Facebook yoluyla diye? Bir kismi telefon numarami biliyor aslinda. Bilmeyenler peki? Kafam karisik. En azindan kendimi toplayip; Facebook'a oyle cok yapismamak icin dondurmayi uygun gordum uzunca bir sureligine. Msn zaten benim, bana dokunmadan beni olduren katilim gibi adeta. Surekli acik gibi; ben de surekli yazismasam da, her an yazismaya musait gibiyim. Garip bir durum yani. Neyse ikisinden de uzagim.

Twitter'a sarmayi dusunuyorum artik. Daha mantikli olmaya basladi cunku. 6 kisi tarafindan takip ediliyorum. Korumaya aldigim icin de bu kisiler goruyor haliyle Twitter iletilerimi. Belki bir gun daha fazla insan gorur, kim bilir?

Paris sokaklarinda dolasmayi ozledim. Italya'nin pahali sehirlerinde "acaba nasil bir aktiviteye katilsam, bana hem pahali gelmese hem de cok eglensem" diye dusunerek dolasmayi da ozledim. Yalniz, en cok Amerika'daki anilarimi ozledim. Her sokaginin ayri bir havasi oldugunu dusundugum Virginia Beach'in sahil kesimini ozledim. Ben oralarda mutluydum. Simdi ise gitmek icin ne kadar sansim, maddi ya da manevi destegim var... Yok. Kisa ve net, yok oyle bir durumum. Bunu dusunmeyi, mezuniyetten sonraya biraktim. Simdi hayatimi mezuniyetime hazirliyorum. Zayiflamak, Ingilizce'mi cok iyi bir duruma getirmek, insani durumlarimi iyilestirmek, kendimle ve cevremle olanlari.

Takip ettigim bolumundeki bloglarin cogunu sildim. Cunku cogunu takip edemiyorum uzun bir suredir; ayni sekilde onlar da benim blogumu takip etmiyorlar. Boylece takip ettiklerimin yazdiklari yazilar arada kaynamiyor ve ben de okuyabiliyorum direkt. Bazilari her gun neredeyse 2-3 adet blog yazisi yayinliyor. Yahu bu ne hiz? Amac ne? Neyse, zevkleri o yonde olabilir; ama blog adabi denen bir sey de mevcut bence. Saka yapiyorum. Kendim 4-5 gunde bir yazabiliyor oldugum icin; baskalarina laf atiyorum ancak. Yazmakla daha cok ugrasmaliyim. Beni mutlu ettigini bildigim halde neden gunler aliyor blog basina gecmem, anlayamiyorum.

Vize haftasini gectikten sonra degisik planlarim var son 1 ay icin. Vizelerden sonraki 1 ay icinde epeyce bir sey yapmaliyim; cunku donem bitiyor. Ne cabuk bitti, hala anlayamiyorum. 4. sinif oldum, hos, 1 donemim Erasmus dolayisiyla gecmemis gibi hissettiriyor; ama hala benimseyemedigim seyler var. Universite hayati bitince ne olacak? Bunu dusunmek istiyorum vizelerden sonra mesela. Yapmayi dusundugum ve aklimda olan bir suru sey var. Buraya yazmayi dusunmuyorum ya da baska bir yere. Bilgi paylasildikca, degisime ugramasi daha kolay oluyor. Bu da yeni felsefem, buyrun buradan yakin?..

Bugun moralim bozuk idi sinav yuzunden. Genel olarak kendimde olsam da, icim boyle bir daginikliga, sorumsuzluga sahip. Bunu duzeltmem lazim farkindayim. Vizelerden sonra da bunun icin ugrasacagim.

Ah bu arada kitap okuma lambasi aldim! Hem de 2.5 Tl gibi bir fiyat odeyerek. Internetten arastirdigimda daha pahaliya geliyordu; ama ne yazik ki hala kullanamadim agiz tadiyla. Vizeler gecsin, kitaplarima geceleri, kitap okuma lambamla eslik edecegim...

4-5 aydir gazli, kola, gazoz, soda vb. icecekleri icmedigimi soylemis miydim? O zaman tekrar bilinmis olsun. Bununla ovunuyorum! Hem de cok ovunuyorum! Kendimle gurur duyuyorum o derece hatta. Herkesin yapamadigi bir durum cunku.

Dayanamayip Live Messenger 2011 surumunu tekrar yukledim. Nasilsa cok kullanmiyorum artik, o yuzden onemli degil. Ilk kurdugumda 1-2 eksigi yuzunden geri yuklemistim bir onceki surumu. Simdi umrumda degil anlayacaginiz. Bir de, ah nasilsa gaza geldim, cok mutluyum. Bilgisayarimi cok seviyorum, Allah nazarlardan korusun. Kendimi de cok seviyorum, beni de korusun tum kotuluklerden Allah. Ailemi de seviyorum, her cuma dualarimdalar, onlari benden daha cok korusun Allah. Amiin! :))

23 Kasım 2010 Salı

Dile gelsen ya blog?..

Bazen mesaj bekliyorum telefonuma birileri gondersin diye. Hatta bazen telefonum gun icinde hic calmiyor. Bazen de gereksiz/gerekli cagri ve mesajlara maruz kaliyor telefonum. O zaman bile bir mesaj bekliyorum. Gercek, derin, etkileyici ve ozel bir mesaj.

Bazen o kadar cok yalniz kalmak istiyorum ki etrafimdakilere bagirip; defolmalarini isteyecek kadar siddetli oluyor, bagirdiklarimin kim olduklarini umursamadan ustelik. Bazen de sikayet ediyorum, isyan ediyorum adeta yalnizligima.

Kimi zaman yuzum surekli guluyor; bazen sanki bir yakinimi kaybetmis gibi oluyorum. Cogu zaman ise dusuncelere dalmis oluyorum ki bu halim dunyadan en kopmus halim oluyor.

Ve cogu zaman ise kendimi kandiriyorum. Iyi seylerle, yalan soyleyerek, en onemlisi erteleyerek...

Bir ara bunlarin hicbirine sahip degildim. O zamani cok iyi hatirliyorum; degismek icin bir cok seyi denemekteydim. Sonra deniz asiri bir ulkeye gittim. Ve degistim. Kotu yanlari olarak bunlari hediye etti hayat bana...

Bazen hic adil olmuyor degil mi? Hani iyi seyleri guzelce, ama kotu seyleri de zorla veriyor hayat. Boyle olmak zorunda sanirim. Bizim gorevimiz nedir peki? Iyileri gelince sevinip; kotuleri icin isyan etmek mi? Yoksa boyun egip; sessizce hayati yasamaya devam etmek mi? Ya da her birine sukretmek mi, en kutsal gorev olarak?..

Hepsini denedim, yasadim desem, ne derdin blog? Bildigini ben de biliyorum. Keske dilin olsa da benimle konussan, sana daha anlatmak istedigim koca bir omur var da burada dile getiremiyorum hepsini...

18 Kasım 2010 Perşembe

Mutlu olmak icin neden COOOOKKK!

Mutluyum. Bayramda ders calisamasam da, o kadar ders birikmis olsa da, maddi anlamda eskisi gibi olamasam da, gelecekle ilgili kendi basima kalsam da, Amerika'dan dondugum gibi zayif olamadigimi cevremdeki bazi grup insanlarin 'kotu' olarak degerlendirmesine maruz kalsam da... yiginla maddi/manevi sorunlarin olmasina ragmen mutluyum. Cunku ailem yanimda, ac-acikta degilim, dunyanin bircok ulkesini gormus biriyim, hayatimda bir kere olsun aski istedigim gibi yasamis biriyim, gayet iyi bir bolumde okuyorum, yabanci dilimin de iyi oldugunu dusunuyorum, hepsinden ote iyi bir kisilige sahip oldugumu dusunuyorum ve baskalarindan duyuyorum; bunlara ek olarak harika arkadaslarim var, nadir olsalar da, her seye ragmen nazimi ceken, iyi niyetli yanimi goren, arada bir guzel cumlelerini eksik etmeyen guzel arkadaslarim var etrafimda. Mutluyum, bunlara sahip oldugum icin, bir cok garip sacma seylerle karsilasmis olsam da hala daha inancimi korudugum icin mutluyum, yeteri kadar elimden geleni gosteremesem de...

Mutlu olmak icin cok fazla sebep var aslinda. Surekli bunlari dusunen bir bunye daha basarili, huzurlu, inancli ve hayata karsi pozitif olur. Kotu dusunenin akli da kotuye gider; eli de kotuye gider... Bu hic denemedigim bir seydi aslinda. Denedim diyemem; ama bundan sonra Polyanna edasinda degilde; olabildigince mantikli bir sekilde iyi seyleri getirmeliyim aklima. O zaman kendi teorimi dogrulamis olurum.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yarin Isparta yollarina dusuyorum yine. Icimdeki en kotu his su anda ders calisamamis olusum. Baska bir sey yok su anda. Eh olan olmus; diyorum. Donunce calisirim diyorum. Ne diyebilirim ki baska?

Cunku su anda kafami kurcalayan cok onemli seyler yok. Bu sakinligimi, daha rahat ve huzurlu dusunerek gecirmeliyim. Bir de onumuzdeki hafta ve vize haftasi bilgisayardan uzak kalmak istiyorum. Kafami mesgul ediyor!

Sen degil tabiki blogcum, senin yerin baska. Opuyorum seni B harfinden.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Eger mezun olabilirsem...

Mezun olunca Arif ne yapacak:
Yuksek lisans yapabilir Turkiye’de, doktora ya da ona benzer bir sey. Bunun icin de Ales’den yuksek bir puan almasi lazim. Bununla birlikte ortalamasini da yuksek tutmasi gerekiyor. Dolayisiyla derslerine calisip, zamaninda bitirip, ustune notlarini da yuksek tutmasi gerekiyor.
Yurt disina cikabilir bir sekilde. Oylesine cikabilir, herhangi bir is yapacak sekilde. Bunda bir sorun yok. Yine sart olarak okulunu olabildigince erken bitirmesi gerekiyor.
                Yurt disina yuksek lisans yapmak icin cikabilir. Bunun icin okulunu yuksek notla ve zamaninda bitirmesi gerekiyor Arif’in. Toefl sinavindan yeterli puani almasi gerekiyor. Maddi yardim almak icin MEB’e basavurabilir Arif, yurt disindaki yuksek lisans programlari icin; ama boyle bir durumda Turkiye’ye donmesi gerekir. Bu durumda Arif’in Ales’e girmesi gerekiyor, Toefl’dan yuksek puan almasi gerekiyor, notlarini yuksek tutmasi ve okulunu zamaninda bitirmesi gerekiyor.
                Sonuc olarak Arif’in okulunu zamaninda bitirmesi ve Toefl sinavindan yuksek puan almasi gerekiyor her durumda. Daha sona notlarini yuksek tutmasi gerekiyor buna ek olarak. Ondan sonra da. Mezun olduktan sonra, Ales sinavi icin hazirlanabilir Arif. Hepsinin yaninda Arif Kpss’ye de calisabilir o donem icerisinde, UDS ve KPDS’ye de calisabilir ayrica.
                Arif’in ogretim elemani olmak gibi bir dusuncesi ve hayali var aslinda. Ya da yurt disindaki hayatina gore kendine gore bir is belirleyebilir.
                Zamaninda okulunu bitirmesi, Arif icin en ideali. Bu yuzden vize ve final sinavlarina cok iyi bir sekilde calismali Arif. Ilk donem daha zorlayici gozuktugu icin, her anini derslerine onem vererek gecirebilir. Bunlarin yaninda kitap okumak ve film izlemek gibi kendi capinda aktiviteler yapabilir. Diyet yapmak gibi bir durum da soz konusu olabilir. Her sey, en mukemmel olmaya yonelik sekilde yapilmali Arif icin.
                Dalgali sacli cocuga ek bilgiler. Basari elde edildigi zaman mutluluk veriyor. Uzaktan hayal etmekle degil… Bu yoldayken artik duygularini bir kenara birakmali Arif. Ne istedigini ve yapmasi gerekenleri biliyor artik. O yuzden zaman kaybetmenin bir anlami yok.
Tesekkurler…

8 Kasım 2010 Pazartesi

Bayrama gidis. // Vizeler kapiya dayandi!

Nerelerdeyim ben blog? Neresinden koptum da hayatin, bir parcam burada, bir parcam uzak bir ulkede, diger parcalarim ise gereksiz insanlarin elinde duruyor? Dagildigimi hissediyorum son zamanlarda. Hani "insan beserdir; sasar" sozundeki gibiyim. Insanligimin tum alt ve ust seviyelerini uygulayip; fiziksel bir dalga olusturuyorum duygularimda.

Kalbim yok artik. Bundan eminim; cunku farkettim ki gecen yazdan sonra artik kimseyi sevemiyorum, arkadas/dost/sevgili hic farketmiyor. Insanlara guvenim zaten dalgali haldeydi. Son zamanlardaki yaptigim bir kac salak davranistan sonra farkettim neresinde oldugunun parcalarimin... Kalbim kimde kaldi bilmiyorum; ama ruhum normal hayati yasamak icin cirpirniyor. Duygusuz, hissiyatsiz, dusunmeden, zamanla yetinerek...

Cevremdeki insanlara zarar veriyorum. Ya da vermiyorum; sadece onlarin istedigi eski Arif olmadigim icin, yerlerinden bana cemkiriyorlar. Kim hakli tartisilir. Herkes kendine cevirmemi istiyor kasigi. Oysaki ben kasigimi da bir yerde biraktim...

27 Kasim - 6 Aralik arasinda vizelerim var. Tam 13 ders aliyorum. Vize haftasi 5-6 gun olarak geciyor. O gunler icinde o kadar dersten basarili olmam lazim. Bunlarin hepsi gecen seneki Amerika macerasinin kotu bir sonucu. Iki kotu sonucundan biri... Yine de iyi ki gitmisim diyorum. Yazin da basarili olamayinca; hayat daha da kotu cikmaya basliyor karsima. Isim zor. Makine muhendisligi okuyorum. Tip kadar etkili...

Hayatimda ilk kez banka hesabimda bu kadar az para kaldigi bir durumla karsilastim gecen gunlerde. Evimin masrafi cok oluyor bu sene ve ben de sanirim fazla tuketiyorum yiyecekleri. Annemgil her zaman hazir bana para gondermek icin. Ama neden onlari skstirayim ki? Devletten aldigim kredi yine de imdadima yetisiyor. Mutluyum; ama nasil geri odeyecegim konusunda suphelere giriyorum... Allah buyuktur.

Gecen cuma IAESTE sinavina girdim ve basarili bir sonuc bekliyorum. Sanirim 1-2 gun icinde sonuclari aciklanir. Aslinda o programla, yurt disina staj yapmaya gitmek gibi bir niyetim yok; cunku okulumu bitirmek istiyorum artik. Yine de iyi bir ulke cikarsa neden gitmeyeyim ki?

Ayin 11'inde evime gidiyorum. 2 ay oldu sanirim evdekileri gormeyeli. Cok ozledim diyemem; ama buralardan gidip degisiklik yasamak icin bence cok iyi olacak. Sanirim Carsamba-Persembe ya da Cuma gunu de donus yaparim gelecek hafta. Kitaplarimi goturmem lazim. Ders calismam lazim; ama evde ders calisabilecek miyim bilmiyorum. Allah'im sen bana yardimci ol ne olur?

Bazen cok zorlaniyorum her konuda. Fazla yuk varmis gibi ustumde. Hani boyle baskalarindan kaynaklanan degil; icsel olarak bir yuk var ustumde. 22 yasimda bu kadar cok seyle mesgul olmak bana cok geliyor. Hele evden cikmayi universiteyle ogrenmis biri icin hic de kolay degil. Eh zor seyleri severim ya da aci cekmeyi seviyorum; ama mutlu olmak icin de cok neden aramama gerek kalmiyor cogu zaman.

Sessizlik icinde kalmak istiyorum bir sure. Boylece daha cok kendime kalirim. Bir baskasina gitmesindense bir parcamin...

4 Kasım 2010 Perşembe

Internetsiz daha mi iyi ne?

31-10-2010'un blog kaydi.

Bugun internetimin olmayisinin 4. gunune giriyorum. Okudugunuz uzere, internetim olmasa da blogumda yayinlamak uzere yazdigim gunluk tadindaki, tadindan yenmez, yazilarimi internet agi yakaladigim ilk firsatta yayinlamayi planladim. Ve okudugunuza gore yayinlanmis demektir. Bunlar senin icin bloguuuuum!!!
Internetimin olmayisinin ilk gununde lanet saciyordum resmen kendime; cunku ben boyle internetsiz kalmamistim. Yani kendimi kisitladigim ve hic girmedigim gunlerim olmustu tabikii; ama o zamanlar soyle bir hissiyat vardi: Nasilsa internet bir klik otede; istedigim zaman kullanabilirim, maillerime bakabilirim ya da yeni sarkilar indirebilirim bilgisayarcigima… Simdi ise bu hissiyat yok! Hissiyatin h’si bile yok! Olmezsin birkac gun internetsiz kalirsan, dendigini duyar gibiyim. Duydum da zaten epeyce. Goruldugu uzere, bu satirlari 3 gunluk internetsiz ve hala hayatta olan bir bunye yazmis bulunmakta.

Iyi ki yok internet. -Bu sozu soyleyecegimi adim gibi biliyordum.- Biliyordum; cunku internet benim normal yasamimin ustune bir ortu cekip; kendini uste cikartiyordu adeta! Yahu buyuk bir hevesle aldigim romanlarimi okuyamamistim. Bu kadar olur! Nerede o Ramazan ayinin huzurunu yasayan Arif, kitap delisi olan Arif! Tabii ne zaman internet uctu; o aksam aldim henuz sayfasi acilmamis “ask” romanimi elime...

Tutku… Lisa Valdez’in yazari oldugu bu guzel ask romani, bundan once okudugum ask romaninda, Asla Unutulmaz, konu alindigi turden bir ask hikayesi anlatilmakta. Yine boyle kraliyet ailesi ve turevinde seylerin hakim surdugu, eskide yasanan bir ask masali…

Ve tabiiki ben yine bir ask romaninin esiri olmanin verdigi ustun huzur ve mutlulukla, 2-3 gun once aldigim kararlari, kendimi sevme calismalari gibi, daha iyi gerceklestirmeyi hedeflemis bulunmaktayim.
Gecen gun odami duzelttim. Masamin uzerindeki bazi esyalara farkli sekiller verdim. Ve epeyce birikmis Toefl odevlerimi yaptim. Ingilizce ile tekrar bu kadar cok butunlesecegimi ummazdim. Yani aklimda vardi elbette bir gun tekrar ciddi anlamda calismalar yapacagim konusu… Simdi epeyce ciddi seyler yaptigimi hissediyorum. Okudugum bir paragraftaki bilmedigim cogu “teorik/akademik/yasamdaki herhangi bir konuyu iceren” kelimeleri umursamadan, o parcayla ilgili bir suru soru cevaplayabiliyorum! Ve isin ilginc tarafi ya da kotu tarafi mi demeliyim, bilemedim simdi, benim karsima hep o turden paraglar, listening ve writing konulari cikiyor ve cikacak da; daha da kotusu ben karsima gelen her bir kelimeyi ezberlemeliyim, basarili olabilmek icin... 
Kader, acaba diyorum benimle ilgili planlar yaparken yaninda cerez olarak limon ve turevi bir sey mi yemekte idin? Cunku bu yuz eksitici, eglenceli gibi gozuken; ama sıkıcı olan yasamimi baska turlu olusturmus olamazsin!
Kendimi daha cok seviyorum. Duzenli olunca, gereksiz insanlari ya da gereksiz insancil konusmalari hayatimdan uzaklastirinca; diger bir degisle, insanliga ait seyleri uzak tutunca hayatimin daha iyi oldugunu dusunuyorum. Mutluyum su gunlerde. Internet gelince bu sefer daha bilincli yaklasirim duruma… En azindan guzelim Ramazan ayindan sonraki ani cokus ve internete yapisma durumu olmaz! Sen uzak tut yarebbim(!).
Hizli not: Bu gece saatleri geri almaliyim! Bu demek oluyor ki artik daha fazla gece olacak ve daha cok evde zaman gecirecegim. Oley!

Kendimi gazlamaliyim!

28-10-2010'nun blog kaydi.
Ne kadar dengesiz yasamaktayim son 1-2 aydir. Ramazan ayinda yaptigim seyleri mumla ariyorum resmen. O zamanlar boyle surekli kitap okurdum, vampire efsaneleriydi konu. Aslinda simdi da kitap okuyabilirim. Beni tutan ne? Sanki ders calisiyorum haril haril… Oysaki alakasi yok. Bilgisayara yapismis durumdayim. Vizelerime 1 ay var. Ve zaman artik daha hizli gecmeye basladi. 13-14 tane dersten sorumluyum. Vize haftam nasil gececek hic bilmiyorum.

Uzuldugum seyler var. Ramazan ayindaki tutumumu korumayi cok isterdim. Her konuda hem de. Yapamiyorum. Nedenini biliyorum; ama cozum uretemiyorum bu konuya. Yavas yavas yok olmaya basliyorum; bir yandan da kisiligi yerine oturmus birinin gelismek oldugu hissiyatini yasiyorum. Beni uzen hallerimden yakiniyorum su siralar bir de. Alinganligim, olaylari abartisim, dengesiz davranislarim… Bunlar beni yoran seyler. Bunlarin ustune gittikce daha da belirgin hale geliyorlar gibi hissediyorum. Yoruldugum kisim burada basliyor iste. Kendi hallerine biraksam bu sefer de salmis oluyorum her seyi. Ki bu da benim daha sorumsuz bir halde yasamama neden oluyor. Ikisinin arasini bulamiyorum.

Aslinda asil sorunun, benim kendimi her sekilde kabullenmeyisimle alakali. Bunun cok farkindayim. Basarili ve mutlu insanlar kendilerini oldugu gibi kabullenen, cevresini degistirmeye calismayan, kendini bir seylere zorlamayan kisilermis… Bunun da farkina vardim. Baslangictaki sorunum bu.
Ikinci olarak, gozumun hep yukseklerde olmasina dayanamiyorum. Kendim her guzel seye sahipmisim gibi karsimdaki varliklarin, insan ve esya, da mukemmel olmasini istiyorum. Ana kaynak olarak da belli bir duzgunlukteki dusuncelerimi destek olarak aliyorum kendime. Mukemmel olma istegi ve baskalarinin da mukemmel olmasini istemek gibi bir sorunum daha var.

Cok duygusalim; ama boyle sevgili gibi insan iliskilerinden ziyade, daha cok diger konularda belli ediyor bu halim kendini. Bir seylere kolayca kirilip; kendi kabuguma cekiliyorum mesela genelde. Bir seye takili kaldigim zaman, normal islerime ayak uyduramiyorum. Mantikli ve gercekci dusunemiyorum mesela.
Surekli bir kendime karsi isyanlarda oldugum zamanlar da oluyor. Yaptigim bir seyi begenmedigim, salaklik olarak tanimladigim seyler de oluyor. Bazen oyle zaman oluyor ki kendimi desteklemiyorum bile attigim adimlarda.

Kisacasi, genel sorunlarimin cogu kendimi begenmememden kaynaklaniyor. Bunu cozebilsem, cok basarili, mutlu ve huzurlu olacagimdan eminim; cunku daha once bunu basardim.

Hayatimin en mutlu anlarini Amerika’da gecirdim ben. O 3 aylik zaman diliminde, zayiflamis, fit bir hale gelmistim. Ve kendimi cok begeniyordum mesela. Harikayim dedigim zamanlardi o zamanlar. Simdi verdigim kilolalari geri almis durumdayim. Haliyle aradaki farki ve o farkin yaratabildiklerini gordukten sonar boyle kendime karsi bir isteksizlik, umutsuzluk ve kendinden sogumu durumu olusuyor ben de. Ramazan ayina kadar, gecen seneden beri, duse kalka bu dusunceyle yasadim ben. Ramazanin ayinin huzurundan olacak ki, kendimi duzenli ve huzurlu hissettim o sure zarfinda. Ne zaman Ramazan bitti; o zaman ben de bittim…
Sorunlarima cozum olarak ne yapabilirim bilmiyorum. Kendimi sevmem, gazlamam, kotu dusunceleri uzak tutmam lazim zihnimden… Bence projelerimden ziyade, bunun ustune gitmeliyim. Zaten projelerimdeki seyleri yavas yavas gerceklestirebilirim mutlu olursam eger…