10 Ekim 2017 Salı

Bu da Son'du



Aynı cümleleri kuruyorum kafamın içinde. Yazıya dökmeye bile isteğim yok. Umudumu kaybettim geçtiğimiz birkaç yıl boyunca. Eskiden azıcık da olsa tutardım belki diye, ama artık çoğu şeyde o da yok.

Ağır bir depresyon geçiriyorum. Bunun çözümü için bir şey de yapmıyorum. Kimseden yardım da almıyorum. Aferin değil mi bana?

Yaşadığım işsiz, boş ve amaçsız hayatın isyan seslerini artık sadece kendimden değil, evden de duymaya başladığımı söyleyebilirim Blog. Sorsalar, en alakasız insan bile "çözümü çok basit" der geçer. Hadi ya? Çözümü çok mu basit? Ben neden yıllardır böyleyim peki Sayın Çok Bilmiş?

Geçtiğimiz doğum günümde bilgisayarımın kulaklık girişi bozulmuştu, onun için Aliexpress'den aldığım ikinci ve kaliteli bir aparatla artık tamamen ses olarak da dış dünyadan kopmuş oldum. Evdekilerin hakkımdaki konuşmaları ya da izledikleri/dinlediklerini de duymamış oluyorum böylece. Mesela bu akşam haberde izlemişler, telefonundaki oyun bağımlısı -sabah 6'dan geceye kadar kullanan- birinin daha sonra kör olmasına rağmen sabahları hala kalkıp telefonuyla oynamaya devam ettiğini okumuştum ben. Tabii TV kanalına teşekkür ediyoruz, abartarak "her ekran bağımlısının sonu kör olmak olacak" anlamına gelecek kadar abartarak haberi sunmuş. Bizimkiler de "heh bizimkisi, sabah kalkıyor oturuyor, akşam kapatıyor yatıyor." Kulaklığıma ve kapının kapalı olmasına rağmen duydum Blog. Gittim içeri haberin doğrusunu anlatmaya çalıştım, ama her zamanki gibi nafile. O kadar yoğun kullanmıyorum. Aksine bütün işini bilgisayardan yapan insanlar var senelerce. Bunu da dedim ama aldığım cevap "onlar başka". ONLAR BAŞKAYMIŞ BLOG. Sonra nutuklar çekildi her konudan, işsizlik de dahil, ben de sakince döndüm odama.

Yediklerime dikkat etmeye çalışıyorum, hani olur ya fiziksel sağlık önemli falan. Psikolojik sağlığımı eşekler, affedersin, şey ettiler sonuçta Blog. Bir anlamı varmış gibi hareket ediyorum o konuda. Ne önemi var değil mi? Her şeyim düzgünmüş gibi.

İnternette bir şey yapmıyorum Blog. Baktığım bir burası, 1-2 web tabanlı oyunumsu bir şeyler, bir tane forum ve sözlük var. Arada haberleri okuyorum işte. Onun dışında bilgisayarımda dizi izliyorum. Hani bir bu var hayatımda. Telefonum çalmıyor bile, bakmıyorum. Bulunduğum yerde arkadaşım kalmadı, hepsi defoldu gitti evlendiler. Yeğenlerim kadar çocukları oldu hatta. Bu da elimden giderse ne yaparım?

Babamın emeklilik vakti yaklaştı diye evde bir panik oldu bizimkiler. Annem ikidir gereksiz şeyler yüzünden bana takıldı. Anlamsız ve boş şeyler yüzünden yani. Eskiden olsa "acaba ben mi abartıyorum ya da gereksiz sıkıntı yaratıyorum" derdim, ama değil yani. Evde böyle "yeter artık" havası var sanırım. Ne için yeter dendiğini de söylemeyeyim. Bu kadar açık sözlü bir yazı senin için bile çok ağır Blog.

Neyse en azından hala ağlayabiliyorum. Yoksa tekrar bir şeyler olup bizimkileri üzen durumlara sokardım sanırım. Ağlayamamak kötü bence Blog. Her şeyini içine atan biri için hele çok kötü. Öyle insanlar da var.

Senden kopamadım yıllar boyunca Blog. Yazmam gerektiğini hissettim her zaman. Ki okunmadığını, okunmayacağını, benden başka kimsenin tiye almayacağını bile bilsem de kopamadım. Askerdeyken bile yazdım not defterime. Buraya aktarmaya kıyamadım. Ama artık böyle yürütemem ben. -Ayrılıyormuşuz gibi oldu ama- Öyle. Son yıllarda yazdığım umutsuz, kötümser ve negatif yazıların sayısı aşırı şekilde arttı. O sebeplerden dolayı birçok kez de artık yazmayacağım dedim öyle kendi kendime uzaklaştım. Geri döndüm kuzu kuzu her defa. Ama bu akşam çok sıkıldı içim. Ne dolunay var ne başka bir şey. Tarifsiz bir boğulma var içimde. O yüzden belki de bugüne kadarki en açık sözlü yazımı yazdım buraya. Kapattım yine birkaç sayfayı, öyle diğer sosyal platformlar falan. Geçen gün de geleceğimi düşündüm, daha da kötüye gidiyor her şey. Diyorum ya işte ağır bir depresyon var.

Bu sefer sana değil veda'm. Tamamen kendime. Evet, artık daha yazmayacağım, ne buraya ne de başka bir yere. Seni de alıp götürmeyi isterdim çok. Tıpkı 2009 öncesinde yaptığım gibi silmeyi isterdim, ama kıyamam bu sefer. O yüzden yalnızca çekiliyorum. Yazmak, şu anki Arif'e göre değil çünkü. Şu anki Arif'e yakışan tek bir şey var, ona da henüz cesaret edemiyor...

9 Ekim 2017 Pazartesi

Ekim Ayı

Belli ki ben hiçbir şeyi hak etmiyorum.