29 Ocak 2010 Cuma

Mim! İm! M! Hö? - 3


Mim Olayı isimli etiketi bir daha ne zaman kullanabilirim diyordum kendi kendime bir aralar; ama ucuncu mim olayina girmemi saglayan, benimle odulunu paylasan, blogumdan yorumlarini eksik etmeyen, Galadriel Ar Feiniel'e beni yaratici blogger olarak gordugu icin tesekkurlerimi sunuyorum burdan. eihieh :*)

Simdi, yazimin sonunda da goruldugu uzere, yapmam gereken ufak bir sey var, o da benimli ilgili 7 adet ilginc seyi sizinle paylasmam gerekiyormus. Bakalim nelermis:

1- Tanimadigim bir kimsenin telefonunu acmam, acamam. Tanimamaktan kastim su sekilde, yani daha
once eger 'sesli' olarak o kisiyle konusmadiysam, ne o kisinin aramasini kabul ederim ne de ben ararim.
Normal hayatta yuz yuze gorusmem lazim once o kisiyle. Aksi durumlari mevcuttur; ama bu tip
telefonlara %80 tepkim bu sekilde olur.

2- Ben yogurdu cok severim. Tabi boyle deyince ilginc bir sey olusmuyor zihinlerde; ama ben corbayla yogurt
yiyebilecek kadar yogurdu cok severim.

3- O kadar film izlerim, kitap okurum, muzik dinlerim; ama biri bana onlarla ilgili bir sey sorarsa, mesela
yonetmenini, oyuncularini, yazarini, sarki sozlerinden bir tutam mirildan bakayim, durumuna girerse ve sorarsa
cevaplayamam, adeta hic onceden alakam olmamis gibi... Bu beni cok sinir ediyor!

4- Bir insanin begenemedigim bir huyu, hareketi vs. bir ozelligi varsa hic ilerisini gerisini dusunmeden bunu o kisinin yuzune direkt soylerim.
Tabi o kisiyle samimi bir konusmam oldugu surece... Bu aciksozlulugumun asiri sekli yuzunden bazi arkadaslarim benim hakkimda iyi dusunmeseler de
aslinda durumun onlarin lehine oldugunu anlamalari cok uzun zaman almaz, genelde...

5- Eger sizinle bir suredir eskisi gibi konusmuyorsam, benimle yaptiginiz onceki konusmalarinizi bir inceleyin.
Emin olun en kucuk bir harften bile alinganlik yapip, siz farkinda olmadan, kirilmis olabilirim. Hakli olup olmadigim
tartisilir tabiki.

6- Ah sakin! Sakin bana laf sokmayin. :D Cok fena laf sokarim, karsilik olarak. Laf sokamasam bile, bu durumu o kadar cok dile getiririm ki
bana dediginize diyeceginize bin pisman olursunuz. :D Yazik olur...

7- Bu en sinir oldugum huylarimdan birisidir: dus almadan, en azindan sacimi yikamadan disari adimimi atmam, atamam. Yani mesela o gun sular kesik ve ben
sacimi bile yikamamisim. Allaah, o gun sular gelene kadar evde otururum. Oturmakla kalmaz saga sola cemkirme durumlarim artar. Agresif olurum...

 Diger yapmam gereken ise bu odulu paylasacagim 7 kisi. Himm 7 kisi bakalim nasil olucasak:

Damla

siNEVm

Bu Siteye Erişim Mahkeme Kararıyla Engellenmiştir

Agül

mabeL

wakan tanka - Kendisi yazmayi birakti; ama ben yine de mimliyorum onu. (:

Büşra

Bu listeyi ancak olusturabildim sanirim. :| Blogger olmak biraz farkli oluyormus simdi cozdum. :))

Alttaki resimde ise mimlenen kisilerin yapmalari gerekenler yaziyor. Tekrar tesekkur ederim mimleyen arkadasima ve diger blogumu okuyan, yorumlayan kiselere...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Insanlar

Bu konuda da zorla konusturuyor insanlar. Bu da bitti ya. Zor yani bir arkadas edinmem benim. Cikari ugruna konusan ya da mutlu oldugunda selam veren bir arkadas istemiyorum. Diger turlusu de uzak durabilir aslinda. Yok yok, beni yalniz biraksinlar.

24 Ocak 2010 Pazar

Uzaklara dogru.

Nasil beceriyorum, kendimi insanlardan uzaklastirmayi anlamis degilim; ama beceriyorum bir sekilde. Internetle ilgili tum sosyal aglari kapatip uzun bir sure sadece maillerime bakmak icin kullanmak istiyorum interneti sadece. Ama neden yapamiyorum bunu? Neden bu hastalik mevcut ben de? Bilmiyorum, bilmeyi cok istiyorum; ama yapmaliyim yavas yavas uzaklasmaliyim hepsinden. Yok olmaliyim her yerden. Bulunmasi zor olmaliyim. Burasi boyle kalsin. Bir ara doner nefes alirim burada...

21 Ocak 2010 Perşembe

Su siralar aklimda kalanlar...

* Birini suclamak cok kolaydir; ama haksiz ise suclanan kimse; inkar edip kacmak, suclanan kisinin yaptigi en basit is olur.

* Birinden hoslanabilirsiniz, ona "seni seviyorum" diyebilirsiniz, tanisali cok olmamis olsa bile. Bu her zaman basit ve yapmacik olmayabilir. Ciddiye alinmalidir, dusunulup; tartilmalidir, bir diyene bir de soylenen kisiye bakilmalidir.

* Yasiniz 25'in altinda olabilir. Hala daha kendi paranizi kazanmiyor olabilirsiniz. Bu, hayatinizin en onemli, en saf, en duygusal kararlarini vermenizi engellememelidir. Ya da o zamana kadar beklemeliyim dememelisiniz, ben gibi...

* Yeni bir ortama girerken, yeni bir ise baslarken ya da yeni bir seyle hayatinizda karsilastiginiz zaman; o konuyla ilgili buyuk beklentilere girmemelisiniz. Girdiginiz anda farketmeden buyuk bir hata yapma ya da kendinizi uzme durumu kacinilmaz bir son 'olabilir'.

* Hep en iyisini, en mukemmelini istemeyin hayatta. Mukemmel degilseniz; degilsinizdir. Begenmediginiz insanlar sizden 'bir sekilde' daha basarili olabilir. Ya da daha mukemmel... Bu demek degil ki siz onlardan eksiksiniz. Daha onemlisi, siz 'daha az mutlusunuz' demek degildir.

* Her insanin farkli bir yaris cizgisi mevcut. Ve kimse birbiriyle yarismiyor. Kanmayin buyuklerin sozune her zaman ya da kisisel gelisim kitaplarina dalip gitmeyin. Onlar sadece hayata sizi daha gazla baslatmak ya da devam ettirmek icin mevcut olan durumlar. Ne yapmak isterseniz yapin, mutlu oldugunuz surece...

* Birinin sizi gormesini beklemeyin. Ya da kendinizi gostermek icin cirpinip durmayin. Ne onemi var kac milyarlik dunyada, 5-10 yillik mutluluk icin 25 yillik eziyet cekmenin.

Ozel not kendime: Harikasin Arif. Kendi yolunda git, kendini zora sokmadigin surece, mutlu oldugun surece, bildigin yoldan yurumeye devam et. Yalniz ya da biriyle, zengin ya da fakir... hic farketmez. Zaman da geciyor her seyin gecip gittigi gibi. Sen sadece elindekine bak. Elindekilere sukremedikten sonra ilerisinden ziyade gerisine bakmak zorunda kalirsin...

15 Ocak 2010 Cuma

Biyolojik Saat

Herkesin vardir biyolojik saati. Vardir; cunku insaniz. Insaniz; cunku bize bu dunyada insan olmak gibi bir gorev verilmis. Zor bir gorev gibi gozukse de aslinda degil... Insan olmayi basarabilmekte mesele sanirim. Yoksa hic bir sey yapmadan da insan insan sifatini hakedebilir...

Biyolojik saatten kastim sudur: herkesin belli zamanlarda aciga cikan duygulari vardir, tabii yasamlarina gore. Mesela bazi insanlar her sabah kalktiginda asiri bir gergin ve agresif olurlar. Bazi insanlar ise top atsan yaninda, "ah bir seyin yok ya?" moduna girebilecek kadar uysal olarak gune baslar... Bazi insanlar haftasonlari normal hallerinden cok farkli olurlar. Normalde yapmadiklari seyleri yapmak isterler. Oyle ki yapmak istedikleri seylerle o insanlari eslestiremezsiniz... Bazi insanlar bir hata yaptiklarinda ya da keske diyecek durumlara geldiklerinde, akillarina eskiden yasadiklari ve normalde hic dusunmeyecekleri seyler gelir bir anda.

Cok mutluyum su anda mesela; cunku artik insanlari anlamaya calismiyorum. Ve bunu Amerika'dan dondugumden beri yapmiyorum. Belki de bu yuzden 3-4 aylik kendimden koptum. Zaten deger vermedigim insanlik kavramina daha da uzak kaldim bu sekilde. Deger vermiyorum; cunku ben insan degilim. Uzgunum, insanim ben de diyebilen, her halti isleyip; sonra benimle ayni kulvarda yarisan, kendilerini insan yerine koyan kimselerle kendimi bir tutamam...

Benim de var bir biyolojik saatim elbette. Mesela ben de yalniz kaldigimi iliklerime kadar hissettigimde, gecmisime soyle bir goz gezdirir, hayatima kimlerin girdigini ya da girmeye calistiklarini, ya da sokmaya calistiklarimi hatirlarim. O zaman baslarim, keske soyle olsaydi diye. O vakit, benim bittigim ani gosterir; cunku keske diye basliyorsam boyle bir konuda, bunun nedeni, icimde soylemek istedigim ama firsat bulup da soyleyemedigim seyler olmasindan dolayidir.

Su anda biyolojik saatimi yasiyorum. Ve bunu bana yasatan insanlara ne denmesi gerektigi konusunda hic bir bilgim yok. Yapmayin insanlar bunu bana. Yaziktir, gercekten. Gururlarinizla gelmeyin ki uzulen taraf tek kisiyle sinirli kalmasin istenmeyen durumlarda. Yarin bir gun disarida yasamayi nasip ederse Allah, bunu nasil yabanci insanlardan beklerim, o da aklimda ayri bir dusunce olusturuyor. Amerikalilarda olmadigi kesin. Avrupa? Himm. En iyisi ben Hindistan'a gideyim...

Ya da beni Turkiye'de tutan bir sey olsun. Ne olur?

14 Ocak 2010 Perşembe

Jon McLaughlin

Eger bir sey dinlerken arka planda calan sarki hosuma giderse ve elimin altinda internet baglantili bir bilgisayar olursa, yapacagim ilk sey, sarki sozlerini anlayip; Google da o sarkiyi aratmak olur... Daha dogrusu seslendiren kisiyi... Bu aksam da benzeri bir sekilde Jon McLaughlin'i kesfettim. Ghost Whisperer isimli dizide, arka planda calan sarkidan yola cikarak...

Jon McLaughlin, benim en sevdigim muzik turu olan, pop-rock sanatcisidir. 1982, Amerika'nin Indiana eyaleti dogumlu, 27 yasinda bir adet sarkicidir kendisi. Tam adi Jonathan imis. Neden Jon olur bu hic anlamam. Bizim Ibrahim Tatlises'in Ibo olmasini cagristiriyor feci bir sekilde.



Kendisi cok hos bir sekilde piyano calmakta. Hatta ses ve piyano bana dinlerken Coldplay'i cagristirdi bir anlik; ama olsun bu tek adet bir sanatci, dedim. Son albumunun sarkilarini inceleme firsati buldum. 2008 yilinda cikarmis "OK now" isimli albumunu. 2009 yilinda da haliyle Amerika icinde turneye cikmis bu genc sanatcimiz. Ne yazik ki etkisi cok kalmamis gibi gozukuyor Amerika uzerinde. Haliyle 2009 yilina Lady Gaga, Rihanna, Beyonce gibi bayan guzel sanatcilar karisinca...

2008 yilinda 13,700 adet satmis Ok now albumu, wikipedia kayitlarina gore. Az gibi sanki. Aman ne anlar onlar muzikten. :P

Muzik calariniza atsaniz fena olmaz sanirim. Uzun yollar icin iyi gidebilir. Bir adet de son album sarkilarindan ornekle 'Jonathan' dosyasini kapatiyorum: Jon Mclaughlin - Beating My Heart


11 Ocak 2010 Pazartesi

Bir ders daha seneye kalir...

Su an saat 9:56 ve benim final sinavlarimdan biri icin sinifta olmam gerekiyordu. Cunku sinav baslangic saati 9:45 idi. 

Uyanamadin mi?
Hayir, uyandim erken bir saatte gayet olmasi gereken sekilde.

Neden gitmedin sinava?
Gitmedim; cunku gidemedim, gitmek istemedim, cunku korktum yine yapamayacagim diye, korktum bos yere yiginla sey ezberleyecegim ve aklimda kalmayacak diye, istemedim zaman kaybi olsun.

Peki bu dersin, bu donem alttan kalacak olan 5. dersin oldugunun farkinda misin?
Evet, farkindayim. Farkinda olmasam degisen ne olabilir ki? -burada sorulari ben soruyorum dikkat ettiysen-

Seneye nasil vermeyi dusunuyorsun bu kadar dersi Arif?
Veririz yaa, seneye cok var, gibi bir cumle kurmak istemiyorum, cunku buyuk bir salaklik olur. Seneye 1. donem haddinden fazla ders calismam gerekecek anlasilan.

Aferin Arif. Alistin bos kagit vermeye sinavlari seneye birakmaya. Salaklastin iyice. Ne oldu sana boyle ya?
Evet, gercekten tam bir salak gibiyim. O aptal soruyu da bana sorup durma! Bilmiyorum cevabini.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Ne olacak bu halim?..


Final haftasindayim. Vize haftasinin nasil gectigini hatirlamak bile istemiyorum, hatta kendime verdigim sozleri de hatirlamak istemiyorum. 2009 yilinin neden bu kadar her konuda ust seviyeyi yasattigini anlamaya calisiyorum sadece... Para - Is - Saglik - Ask - Ozlem - Sevgi - Dostluk - Kisacasi hayat kavramlarini iyi ve kotu yanlariyla olmak uzere maksimum oranda yasadim 2009 yili icinde. Etkisinin bu kadar surecegini tahmin etmiyordum. Oyle ki kendimi toplayamadigim icin en basta derslerime bile odaklanamadim. Kurtulmaya calistikca daha kotu oluyor gibi hissediyorum her seyi.

Final haftasina kadar ders calismak icin cirpinip durdum resmen. Basarili olabildim mi? Tabiki hayir. Finallerimi elimden geldigince iyi bir sekilde gecirmeye calisiyorum. 3 sinava girdim bugun itibariyle. Ilk sinavim, bolumumun en zor dersi oldugu icin sanirim, epeyce bir calismayi gerektiren bir ders idi. O yuzden calismama karari aldim bu kisa sure icinde, diger derslerime odaklanabilmek icin... 2. sinavim, gecen sene nasil becerdiysem, kaldigim dersten idi. Gayet basarili bir sinav gecirdim. 3. sinavla alakali, ne yazik ki, hic bir kelime yetmezi anlatmak icin. Bos kagit verdigim 2. sinav oldu o da. Diger bir sinavim Cuma gunu gerceklesecek. Ve bu dersten mutlaka gecmeliyim. Gecmeliyim; cunku sinifa gore cok iyi bir not aldim, nasil basardiysam. Ve kalmak istemiyorum bu dersten. Haftaya Pazartesi'den itibaren de geriye kalan 4 sinavimi pespese vermek zorundayim. Onlardan bir tanesi, bos kagit verdigim dersin hocasinin diger bir dersi ve ben o derse de calisamayacagim icin bos kagit vermek zorunda kaliyorum. Boylece su andan itibaren 3 tane dersim kesin kaldigim ders olarak ortalarda dolaniyor. Geriye kalan derslerimin hepsini vermeliyim ki seneye rahat edeyim. Kendimi toparlayamiyorum. Cok kotu bir durumdayim aslinda; ama... Neyse...

Bugun disiliskiler ofisinden kabul belgelerimi aldim. Kabul belgemde 2. adimin bir harfini yanlis yazmislar, eve gelince farkettim. 4-5 tane belgenin 2 tanesi sanirim, hatali yazilmis; ama onemli degil diye dusunuyorum; cunku en azindan 1-2 belgede adim dogru yazilmis ve ilk ismim hepsinde dogru yazili. Arti belgelerden birinde pasaport numaram da yazili. Yani o belgelerin bana ait oldugu cok acik! Insallah bir sorun cikmaz, ikinci ismim yanlis yazildi diye. Bir de onunla ugrasamam. Bir daha karsi universiteden kabul belgelerinin gelmesini bekleyemem cunku.

Bir de sanirim bana cok nazar degiyor.

Son zamanlarda yuzume soyle bir gercek carpip duruyor: Ben ne zaman ise baslar kendi parami kazanir, kendi hayatimi kurarsam, o zaman karsima biri cikar, o zaman mutlu olurmusum. Birinin gelip kacirmasini beklemek yanlis dusunceymis. Ya da cekip cikarmasini? Oyle de dusunmuyordum aslinda...

Buz gibi oldum uzunca bir suredir. Kalbimin atisini bile hissetmiyorum artik.

Not: Barcelona isimli sanatci grubunu kesfetmistim epey bir once. Bu sarkisi da beni etkilemistir. Paylasmak istedim.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Dengeli olmali insan

Bir onceki yazimi silerek basladim her seye. Bu aksam basladim, tarih 04-Ocak-2010 idi. Cok dengesiz, bazen agresif bazen obsesif oldugumu gordum Amerika'dan donup de hayatin aci gercegiyle yuzlesince... Uzun bir sure de bu sekilde davranmaya devam ettim; cunku kendi icimde savasiyordum, boyle olmamali diye... Olmasi gerekenleri hep arka plana attim ve kendimi yipratmaktan, zamanimi bos gecirmekten, derslerimi ziyan etmekten, ailemi ruhsal yapimla meraklar icinde birakmaktan ve benzeri butun kisiligimi cokertme durumlarindan oteye gidemedim.

Begenmedim sinif arkadaslarimi, cevremi, yasadigim sehri... Kotuledim her seyi, yeri geldi cok bencil oldum yeri geldi olaylara cok sessiz kaldim... Ben, "ben" olmaktan cok oteye gittim, kotu anlamda... Sebepleri belliydi oysaki, Turkiye'nin Amerika gibi olmadigi gercegi, benim Amerika hayalleri icin cok fazla efor sarfetmem, Amerika'dan donmeden once yasadigim duygusal durumlar, yasim itibariyle haddinden fazla ve duygu yuklu seyler yasamam, ozetle "Amerika"nin bana kattigi kotu ozelliklerinden dolayi 3-4 aydir olmasi gereken "ben" olmadim, olamadim... Bunda Amerika'da bulunmamin payi yok aslinda, her sey, her zamanki gibi, ben de basliyor ve ben de bitiyor. Ben epeyce fazla abartili ve duygulu yasadigim icin her seyi, en sonunda en cok uzulen, yipranan ve ne hikmetse en cok sevinen de ben oluyorum yine.

Pisman degilim, yaptigim seylerden, hissettiklerimden, bulundugum mekanlardan. Arkaya donup baktigimda bir donemimi ziyan etmis gibi hissediyorum; ama yine de, hala keske demeyecek kadar rahat hissediyorum. Belki cok ilerde dedirtir bunlar keskeleri bana... Bilemem, dusunmek de istemiyorum acikcasi.

Amerika, istedigim kadar guzel ve olmasi gerektigi kadar da kotu bir etkileyle, hayatim boyunca unutamayacagim bir donum noktasi oldu bende. Son 6 ay icerisinde tek diyebilecegim sey bu. Ve bunu derken de icim gercek anlamda bir huzurla doluyor.

Yazmayi birakmak ya da birakmamak... Bu sanirim benim ruh halimle kendimi kandirmam arasindaki bir iliski. O yuzden derinlerine dalmak istemem bu konuda.

Benden son gelismeler su sekilde:

* Litvanya'daki universiteden kabul belgem gelmis, yarin gidip aliyorum ve finallerden sonra da vize basvurusunda bulunacagim. Kismetse 2. donem orada egitim alacagim. Evet, ucak biletimi de aldim. Ve gercek anlamda tum kisiligimin oturmasi icin en altin donemi Erasmus olarak goruyorum. Insallah her konuda basarili olurum orada.

* Vizelerim bekledigim gibi, ne yazik ki kotu geldi cogu... Final haftasina girdim ve finallerimle toplamaya calisiyorum elimden geldigince. Gecmis olsun bana...

* Cok degerli bir insandan burs almama ragmen, tutumlu bir insan olmama ragmen, nasil beceriyorum da parasiz kaliyorum hic anlamiyorum. Ucak biletine 255 tl gibi bir ucret yatirdim; oysaki cok da yuklu bir para degildi. Bu sene sanirim kitap ve yemek masrafim cok oldu. Burcumda okudum zaten, su 1-2 ay icinde para sorunu cekecekmisim.

* Su 6 ay icinde ogrendim ki, insan gulmeli, aglamali, sevmeli, stres de yapmali, yemeli, icmeli, dua etmeli... Ama hep bir dozda olmali bunlar. Birinde ufak bir artma ya da azalma, ruh halinde cok farkli degisimlere neden olabiliyor. Fayda sagladigi gorulmemistir. En azindan bende.

* Astrolojiye cok takildim bir suredir. Evet, kesinlikle tipik bir Yengec burcu insaniyim. Ona gore davran bana blog!

"Yengeç burcunun olumlu özellikleri: Duygusal, hafızası güçlü, koruyucu ve şefkatli, uyumlu, evine ve ailesine düşkün, geleneksel değerlere önem veren, sezgileri güçlü, becerikli, direnme gücüne sahip...

Yengeç burcunun olumsuz özellikleri: Karamsar, aşırı önlemci, eskiye bağlı, tembel, alıngan, çabuk sinirlenen, bencil, kinci, kuşkucu ve kıskanç..."


Aklima gelmisken, 2010 yilinin, kendime ve benimle ilgilenen herkese huzur getirmesini diliyorum Allah'tan!