18 Şubat 2026 Çarşamba

Güncelleme v.1

Böyle içimde rahatlama var, kötü bir rahatlama; ama iyiyim diyebileceğim türden. Çünkü bir önceki yazımdaki nefretimi -ki o yazıyı şu anda kaldırdım- karşı tarafın okuyacağını ve okuduğun bilip gördüğüm için rahatım.

Benim dünyamda sevgiyi sadece nefret doldurabiliyor. Bir de sanırım araya okyanus girince yok ediyor. 😐

Sildiğim, o nefretimi son kez kustuğum, yazımın okunduğunu görmek için takipçi eklentimi geri yüklemiştim bloguma. Ve sonuç:


Evet, Mısır sonrası da ziyaret edilmiş, sonra da. Ziyaret edilen cihazın bilgileri vs. de var; ama paylaşmadım. bu yazımı yazarken de kaldırdım eklentiyi tekrar. Ve aklıma her geldiğinde, "aman s*kt*rs*n" diyorum. Geçen senelerde patronuma karşı nefret dolmuştum. Öyle ki hayatımda kimseye öyle beddualar etmedim ki adamın hayatı hala devam ediyor rezillikte; ama bu kişiye beddua edecek bir sebebim yok. Sadece nefretim var; o da zamanla ve "yeni" insanlarla tanıştıkça geçmişe karışacak öncekilerde olduğu gibi. Zaten o yüzden, O'ndan dolayı tanıştığım herkesi çıkarmıştım listemden vs.

Birini sevmeye ne inancım ne de mecalim kaldı, bilmiyorum. Tüm istekli hallerim tüketildi. Harcandı biri tarafından. Benim dünyamda öyle kolay da değil kelebeklerin kanat çırpmasını hissetmesi. 😊 Yine de ne bileyim...

Gidip en iyisi Fransızca çalışayım ben. 🌈

24 Ocak 2026 Cumartesi

Belki Veda

Dedim ya ağlamak zor geliyor diye; dün gece yatağımda biraz ağlayarak rahatlayabildim. Geçen son yıllarımın benden alıp götürdüklerine, olanlara ya da olabileceklere ağladım; mutlu ya da mutsuz hiç fark etmeden. Sadece o an'a bırakarak ağladım... Uzaklaşmak istedim her şeyden. Kendi kabuğuma çekilmeye karar verdim. 

Parlayan bir yıldız olan hallerim 4-5 sene öncesindeydi. Ufak da olan kalan son umutlarımı saklıyordum saf halimle birilerine ya da hayata. Tekrar ne zaman parlarım, bilmiyorum. O zaman dönerim herhalde...

22 Ocak 2026 Perşembe

Yorgunluk

Dün gece biraz kötü oldum. Ağlamak geldi içimden hıçkırarak. Yapamadım. Arada diyorumdur, eskisi gibi ağlayamıyorum. Hani yoğun bir şey olması lazım ki ağlayayım. Dün gece de öyleydi; ama ağlayamadım. Sarılmaya da ihtiyacım var. Arkadaş, sevgili, yoldan geçen yabancı... hiç fark etmez. Yani yok kimse. 1-2 arkadaşım olsa da uzaklarımdalar. Yakında olan bir zamanki arkadaşlarımı ne yazık ki yitirdiğim için şimdi böyle boşluğa ilerliyor kollarımı uzatırsam eğer.

Neyse ki iyiyim yine de. Herhangi bir epilepsi nöbetini tetiklemiyor bu melankolik hallerim. İçimdeki hüzün, keşkeler... elbet azalarak bitecektir diyorum. Bakıyorum, herkes mutlu halinden. Sonra yine neyse deyip başka şeylere odaklanmaya çalışıyorum. Kitaplar, Fransızca... Bu arada A1 seviyesini geçtim. Kursta yeterli sayıya ulaşabilirsek A2 olarak devam edeceğim derslerimi almaya. Duolingo'dan aldığım ücretli üyelikle geçiriyorum bir de zamanımı. Bazen de hafta da 1-2 kez gittiğim EspressoLab. Oradakilerle de samimi oldum iyice. Henüz mağaza müdürü olan arkadaş meğersem Fransızca Öğretmenliği mezunuymuş. Duyunca çok sevindim tabii. Pratik yapacak biri. Umarım benden sıkılmaz.