3 Ekim 2026 Cumartesi

Ekim de Geldi...

Evdeki sessizlik iki haftadır sürüyor. Annem ve babamın devre mülke gitmeleri nedeniyle oluşan "oleey parti zamanı" bende daha çok buhran, fırsat buldukça çamaşır yıkayıp kurutmak, dışarıdan yemek söyleyip yedikten sonra 2-3 saat uyumak... gibi şeylere döndü. Ne bekliyorsun ki? Hayatımın son 2 senesinden sonra "aa felaket bir şekilde sağlığıma çalışmalıyım. Daha fit olmalıyım; felaket dikkat etmeliyim!" gibi mi mesela? Lütfen...

İki hatta üç tane rahatsızlığım var. Dışarıdan bakınca kendini belli etmiyor; ama bir de yaşayana ve o yaşayanın hayatını paylaşanlara sor. Kaçıp gidenlere güle güle demekle meşguldüm. Diğerleri sağ olsunlar henüz beni kovmadılar. Yine de beterin beteri var be Blog. Şükrediyorum halime.

Yeni telefonum henüz bana ulaşmadı. Bu ay sonunda diye bekliyorum hasretle. Geçen hafta Bostancı'daki Apple Store'a gittim yakından görmeye. Siyah güzel bir telefondu. Oradaki bir çalışanla sohbet ettim. Mesela şunu öğrendim; eğer cihazı Apple'dan aldıysak, açsak bile 14 gün içinde iade edebiliyormuşuz. Başka bir yerden alındıysa bu hakkımız yokmuş. Yurt dışındaki Apple Store'lardan olsa bile. O yüzden ne olursa olsun cihazları Apple'dan almak lazım. Ben ilk kez bir Apple cihazımı başka bir kaynaktan alıyorum. Ve hala daha kılıf beğenemedim. Kılıf ücretleri de 3-4 bin lira... Ücret demişken, geçen aydan beri sigorta primimi ödüyorum. Epeydir işsizim malum. 11 bin lira, şu an için en düşük olan versiyonu. Bir işte olabilirdim. Birçok anlamda desteğine ihtiyacım duyduğum biri eğer yanımda olsaydı gerçek anlamda, şu anda farklı olabilirdim. Belki o en önemli adımı atmama yardımcı olsaydı sağlığım için, iş için... Çünkü bas bas bağırıyorum "Böyle bir desteğe ihtiyacım var. Maddi olarak değil." diye. Bana bakan biri bunu görebilirdi. Öyle 1-2 kez söyleyip susmazdı yani.

Şimdi kimseden herhangi bir şey istemez haldeyim. Böyle benden uzak olun hepiniz, diyor adeta bütün duygularım. Bazen şöyle anlık gelip gidiyor, sanki başka bir boyuta geçiyormuşum gibi; ama sonra kendime geliyorum, son yaşadıklarımdan sonra "hayır, bir kez daha ne 4 seneni, 4 gününü bile heba etmeyeceksin Arif!" diyorum. O arada belki benim gibi birinin sıcaklığını kaçırıyorumdur. Bilemem; ama cesaretim hiç kalmadı. Merhaba demeye, yalandan dahi olsa "pardon" deyip dokunmaya... kalmadı.

Şu anda ne yaptığımı bilmiyorum mesela. İtalyanca oldu başrolümüz bu sene de. Fransızca'ya göre ne kadar zorlayacak bakalım. Hocamız biraz hızlı girdi. Haftanın üç günü öyle geçiyor. En azından hayatımın bir bölümünde yeni bir şey var...

25 Ağustos 2026 Salı

Nedense...

Hareketli şarkılar dilerken, bir şarkıyla burada buluyorum kendimi gözlerim dolu bir şekilde. Sanırım sebebi; etrafımda üzüntümü ya da geçirdiğim kötü şeyleri anlatacak, beni gerçek bir samimiyetle dinleyecek kimsenin olmayışı...

38 yaşında oluşumla yazıyorum sana sevgili Blog. Hava çok sıcak ve ellerimin terlemesi klavyeden beni soğutsa da mecburen yazıp en azından "belki" bu şekilde ruhsal anlamda rahatlarım umuduyla yazıyorum. Yoksa, yaşım zaten bana "Ah Arif, boş ver artık yazmayı" diyor bile.

Ablamgil tatile gittiği için onların kedilerine baktım yaklaşık bir haftadır. Onlar da dönüyorlar yarın. Kedi sevgim bilindiği üzere benim için bir zevkti. O arada gözlerim için muayene olmuştum. Biri -1 derece, diğeri de yaklaşık -1 derece bozulmuş durumda. Astigmatlarım iyileşmiş; ama bir faydası olmadığını söyledi şu durumda gözlükçüm. Sağ olsun her cam ve çerçevemi ondan aldığım için, bu sefer de epey indirim yaparken en iyi camları hazırladı benim için. Tabii cebimden gitmiş oldu 20 bin TL. Bir de iPhone 18 Pro meselesi var. Onu da şimdiden satın aldım 67 bin TL'ye. 1399$ fiyatında olacakmış. Biliyorum, daha hiçbir şey açıklanmadı; ama almama yardımcı olan kişi ve açıklamaları -uzun uzun anlatamayacağım- bu şekilde olacağını söyledi. İş yerinin sağladığı senelik 3 telefon hakkından birini ben almış oldum. Akbank'dan kazandığım telefonu satmam ve faizi getirisi vs. derken iPhone 18 Pro bana ücretsiz gelmiş olacak. İnşallah iPhone 17 Pro gibi kötü olup beni hayal kırıklığına uğratmaz.

Geçen gün eski iş arkadaşımla karşılaştım otobüste. Bana birinden bahsetti, çok rahatsızlanmış vs. Sırf onun için Instagram profilimi geri açtım. Geçmiş olsun diledim; ama kapatmadım. Uygulamayı sessize aldım. Değişen hiçbir şey yok. İnsanlar hala sahte mutluluklarını paylaşıyorlar...

Turuncu uygulamayı da kurmuştum. İyi ve 'kötü' türde birileriyle tanışmak için. Yok... Sorun bende. Tamamen uzaklaşmalıyım. Olur da biriyle çarpışırsam, masallardaki gibi, belki öyle devamı gelir kalan ömrümde.

21 Temmuz 2026 Salı

Merhaba 38!

Bu yazımı biraz parça parça yazdım farklı günlerde ve doğum günümden bir gün önce, yani 37. yaşımın son günü paylaşmaya bıraktım kaderini...

38. yaşıma giriyorum Blog. Geçmiş yıllarda merak ederdim "acaba yolun yarısı nasıl olacak" diye. Şimdi 40'ıma yaklaşıyorum. Çoğu kişi "hiç göstermiyorsun" diyor her sene. Evet, biraz heyecanlı, deli dolu, çocuksu yapım var ucundan ucundan... Ama böyle ruhum sanki ölmüşüm de ağlayanım yok gibi.

Hayatımın son 5 senesi çok farklı geçti. Böyle geçmesini hiç istemezdim. Bunu şu an söyleyebiliyorum. Çünkü sebebini henüz anladım. 4 yıl süren, daha doğrusu benim o kadar sürdüğünü sandığım; ama toplasak sadece ilk 1 senesi ilişki sayılabilecek, bir dönem ile ayrılık sonrası hüzünleriyle ve çıkarılacak dersleriyle geçen son 1 sene oldu. Bu ilişkiden hiçbir şey öğrenmediğimi düşünürdüm. Boşa geçen zaman derdim hatta. Yanılmışım... Tek bir şey öğrenmişim: Bir insanı olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. Eğer gerçekten sevecekse/sevilecekse böyle olmalıymış. İki tarafın da en büyük hatası bu olmuş sanırım. Ben sevgimden görememişim çoğu şeyi, onu değiştirmeye çalıştığım zamanlar olmuş, o da beni bu halimle kabullenememiş. Her tartışmamızın asıl sebeplerinden biri bu olmuş aslında. Benim kolayca unutmam, onunsa her sefer bir sonraki tartışmayı kafasında bitiriş sebebi hanesine eklemesi... Ben kendim için "duygusal yaklaşıyorum" onun içinse "mantığıyla yaklaşıyor" derdim. Oysa ki hiç alakası yokmuş. Ben onun için en başından beri uygun biri değilmişim zaten. O ise benim için "evet, o da böyle biri; ama belki değişir zamanla ya da ben böyle devam ettirebilirim" diye devam ettirmişim, içimde sahiplenme duygusu varmış meğerse. Anlayacağın, ne yazık ki başka dünyaların insanıymışız. Ben yine de devam edebilirdim. Çünkü bu da benim değiştiremediğim ve bana zarar veren huyum belli ki. Sonuç olarak ben ayrılsam bile 1 senemi böyle sorgulayarak, üzülerek geçirdim. O ise benden ya da bu toksik ilişkiden kurtulduğuna sevinmiş şekilde hayatına devam etti/ediyor...

Instagram hesabımı kapattım. Hastalık gibi, insanların yapmacık hallerinden, sırf başkalarına göstermek için profillerini ön plana çıkarmalarından ya da kapatıp açmalarından yoruldum. İletişim kurarım ya da 1-2 haber alırım diye tutuyordum; ama eksik kalsın dedim. Blogumun hesabından devam ediyorum faydalı sağlık konulu bilgileri takibe ya da Fransızca ile ilgili şeyleri mesela. Fransızca demişken, evet ikinci sınavı da geçtim. Artık A2 seviyesindeyim. Yani zor bir dil; ama devam ettirmeyi istiyorum tüm kalbimle. 🎈 Sınav adeta Toefl'a girermiş gibiydi. Konuşma, dinleme, yazma, çeviri, boşluk doldurma... Yani epeydir öyle bir sınava girmediğimden sanırım gereksiz yere heyacan ve stres yaşadım. Göstermem gereken daha iyi bir performans sergileyebilirdim. Özellikle konuşma konusunda. Telaffuzum iyi sonuçta. Fazla heyecanlıydım ama. Yine de gayet yüksek bir notla geçtim. İlk fırsatta bir Fransızla konuşmalıyım. ❤

5 sene önceki yaş günüm için sana yazdığım satırlara baktım. Hazır evde kimse yokken biraz gözlerimden yaşlar döküldü. Şu yazımda okudum. Olacakların çoğundan habersiz olmama rağmen yalnızlığım için ettiğim dualar, her aklıma geldiğinde beddua etmeme sebep olacak bir patron, her şeye rağmen az da olsa güzel bir başlangıçla yeni yaşıma girmem... Şu anda neredeyim?..

Ve tekrar yeni bir yaş... Abartmamak lazım, diyebilirsin; ama abartmayınca bende belli ki etkisi olmuyor bazı şeylerin. O yüzden şimdi sakince en sevdiğim sanatçılardan birinin yorumuyla yazımı sonlandırıyorum. 

Şimdi de hoş geldin 38. İnşallah her konuda 5 sene önceki halimden daha iyi ve kalıcı şekilde devam ettirirsin hayatımı...