17 Nisan 2026 Cuma

Ve Eskişehir!

1 ay önce bugün hızlı tren bileti aldığım, Eskişehir'e yolculuğumu dün gerçekleştirdim. Sabah çıkışımdan akşam dönüşüme kadar -çok şükür- çok rahat, huzurlu ve "işte buydu istediğim ya" dediğim bir gün geçirdim. Ne saçma sapan kıskançlık krizi mağduru, ne ağlamalar, ne tartışmalar, ne de bir başka günün içine edilmesine sebep olacak bir şey oldu. Bir önceki gidişimde bunlar olmuştu çünkü. En çok istediğim hamburgercimin önünden geçmiştim sadece. Neden? Hatırlamıyorum bile! Gereksiz bir sebepti çünkü.

Önce gittim otobüs kartımı aldım; orada da engelli kartına sahip olabiliyorum haliyle ve nasılsa her fırsatta gideceğim Eskişehir'e. Sonra, bir önceki gittiğim kafeye gittim: Hey Joe Coffee Co. Boş ve güzeldi. Kahvem de gayet güzeldi. Yani orada eğer 1-2 saat daha kalsaydım birileriyle tanışacaktım; ama çeşitli bahanelerle sadece iltifatları alıp günümü yalnız geçirdim. Artık bir sonraki gidişime... 🙋 Merak etmiştim sonuçta, Eskişehir'de ortam nasıl.

Şansıma hava da gayet güzeldi. Etrafta başka kafeler de vardı; ama midemi tamamen hamburgercime saklıyordum sevgili Blog. Yani HMBRGR! Hangi şubesine gideyim diye düşünüyordum ki en yakını Espark'dakiydi. Dedim iyice acıktırmayayım kendimi. Çünkü karnımın gurultularını kalabalıktan bile duyabilirdim; hissetmekten öte. 😅 Bir de benim onları etiketlediğim paylaşımım sonrasında, İstanbul şubelerini Mayıs ayında açacaklarını yazmışlar. 😍 Maltepe Park ve Watergarden!

Ve o büyük AVM'ye girdim. Yalnız şunu söylemeliyim ki Gebze ve Eskişehir insanlarının genel yapısı ile İstanbul ve Eskişehir insanlarının genel yapısı şeklinde iki farklı kıyaslamada bulundum hep caddeleri gezerken. Hani bana zaten Eskişehir, Türkiye'nin Avrupa ülkesi gibi gelmiştir; ama dün biraz daha böyle içim ısındı. Dün tüm gün mutlu geçti zamanım ve buna gerçekten çok ihtiyacım varmış, bunu anladım. Aylardır Kadıköy vs. gibi yerlere gitmiyorum. Gidesim gelmiyor artık eski anıların geçtiği yerlere; ama Eskişehir'e bunu yapmak istemedim. Harcamamalıydım o şehri; o yüzden gittim biraz da. Henüz tekrar bilet almadım; ama fazla uzun bir ara vermeyeceğim tekrar gidişim için. 🙆

Yediğim hamburgeri, patatesleri, sosları... benim için nasıl bir zevk, anlatamam. Bunu beni tanıyanlar biliyor; ama hepsi, hayatıma girenler de dahil "evet, Arif hamburgeri seviyor" şeklinde biliyorlar. Nasıl bir tutku var içimde keşke "anlayabilseler"... İnşallah öyle biri çıkar karşıma bir gün. Amin.

Biraz daha dolaştıktan sonra tren garına geçtim. Tabii hüzün hiç yoktu. Diyorum ya içim mutluluk doluydu! Bundan sonra da böyle devam edecek inşallah. 😌

Bugünden itibaren aldığım ve uygulayacağım bazı kararlar da var. Dün kahvemi içerken, trenle dönerken onları düşündüm. Hayır, diyet yapmak vs. değil. 😁 Ama bir süre buradan ayrı kalacağım. İnşallah döndüğümde daha güzel haberleri paylaşırım. Bu arada Sezen Aksu bugün albümünü yayınladı. Göksel de 1 ay sonra çıkarıyor. Daha güzel ne olabilir?

Haydi kaçtım! 😘

Dipnot: Şu şarkıyı Gülben Ergen'den dinlemeye alışmıştık; ama o yeni albümünde tekrar seslendirmiş. Sözlerini şimdi daha iyi anlıyorum, ne yazık ki...

6 Nisan 2026 Pazartesi

Nisan da Geldi!

Arada rüyalarıma giriyor... Ne zaman kalbimden ya da aklımdan tamamen atacağımı bilmiyorum. Keşke onun gibi ben de mantığımla yaklaşabilseydim bu ilişkiye. "Olmuyorsa olmuyor" deyip yoluma bakabilseydim. Keşke sevmek ne demek anlatmaya çalışırken, "bak böyle hızlı koşma sonra yorulup bıkacaksın" derken beni gerçekten anlayabilseydi.

Sabah uyandığımda hatırladığım sadece, rüyama girdiği ve benim hayatımla dalga geçip sonra gittiği oldu. Keyfim kaçmıştı; ama şansıma dışarıda hava o kadar güneşliydi ki. Bir süre dışarıyı izledim. Sonra klasik günlük işlerime döndüm...

Çok magazin takibinde olan biri değilimdir; ama tuhaf bir şekilde Taylor Swift'in evleneceğini okudum ve sevindim. Bana neyse, değil mi? Sevgilisiyle çok yakışıyorlar bence. Bilmem kaç milyon dolarlık malikanesinde olacak şekilde, yakın çevresi davetli olarak bulanacakmış düğününde. Güzel aslında. Benim yaşımda kısmen o yüzden de seviniyorum. Oysa ki bana ne, değil mi?

Bugün Fransızca dersinde gelecek zamanı öğrendik. Yani hani Almanca kelimelerin uzunluğuna bakıp zor falan diyoruz ya, tamam, belki kelimeler uzun değil Fransızca'da; yalnız o telaffuzlar? Bazı fiillerin tamamen değişmesi çekimlenirken? Oh mon Dieu!

Olsun, iyi kötü olacak, bakalım. 🔑

28 Mart 2026 Cumartesi

Psikologla Muhabbet

Geçen gün bahsettiğim psikolog arkadaşımın yanına gittim bir şeyler içmeye. İçimden "hayır Arif, sadece muhabbet etmeye gidiyorsun ve sakın kendinden bahsetmiyorsun" diye diye yürüdüm ofisine doğru. Tabii ikimiz de ne olacağını biliyorduk, zaten biraz da benim konuşmam için davet ettiğini söyledi kendisi. Benden konuştuk, Geçen yazdan beri içimde tuttuğum, beni üzen, sıkan ne varsa iyi kötü anlattım. Rahatladım; ama geçici bir rahatlamaydı tabii ki...

Geçenlerde Solo Mio isminde bir film izledim. İzledikten sonra "acaba bendeki de mi böyle bir durum" diye düşündüm. Yani o "doğru insan" meselesi bazen sonradan mı çıkıyor karşısına insanın bir bitiş sonrasındaki gibi. Sonra "Arif daha kaç bitiş lazım? Ve ortamın ne kadar b*kt*n olduğunu gayet biliyorsun, boş versene" dedim kendime umudumu yok ederek... Benzer muhabbeti psikolog arkadaşla da yaptım. Bana dediği şey "kendinle ilgili her şeye nokta koymuşsun, onları virgüle çevirmelisin" oldu. Haklıydı. Son 1-2 yılda yaşadıklarımı anlattım. Yalnız bırakıldığımı, destek görmediğimi söyledim o çok sevdiğim kişiden. Ve sürekli suçlu kişinin benmişim gibi hissettirildiğimi söyledim. Niye ayrıldınız diye bir soru da sordu ki o da zaten beklenen son soruydu. "Doğum günüm bile kutlanmadı artık" dedim, demek ki bu kadar soğumuşum onun gözünde deyip çekildim yalnızlığıma. Kendisi en fazla 1-2 kez ısrar edebiliyordu insanlara bir şeyler için. "Seni seviyorum" dediği kişiye bile tahammül edemiyordu bu konuda. Bense ömrümü verebilecek kadar bağlanabiliyordum saf saf, diyerek sonlandırmıştım ilişki mevzusunu.

Bu arada Fransızca kursum da başladı. Kurstaki arkadaşlarla kafe ortamları da çeşitlendi haliyle. Eğlenceli oluyor sonuçta. Herkes deli gibi Fransızca öğrenme meraklısı değil haliyle başka şekilde de renklendirmek gerekiyor. Bulunduğum bölgeye sürekli kafeler açılmaya başladı. Hiçbirine gidesim yok; ama evde de durasım yok. Havalar güzel olmadığı için uzaklara da gidesim gelmiyor. Eskişehir'e gideceğim gün yağmur yağsa da gideceğim. -İnşallah yağmaz- Biletimi aldım çoktan.

Sen yine de benimle kal Blog. Ne olursa olsun ben yanındayım...