24 Ocak 2026 Cumartesi

Belki Veda

Dedim ya ağlamak zor geliyor diye; dün gece yatağımda biraz ağlayarak rahatlayabildim. Geçen son yıllarımın benden alıp götürdüklerine, olanlara ya da olabileceklere ağladım; mutlu ya da mutsuz hiç fark etmeden. Sadece o an'a bırakarak ağladım... Uzaklaşmak istedim her şeyden. Kendi kabuğuma çekilmeye karar verdim. 

Parlayan bir yıldız olan hallerim 4-5 sene öncesindeydi. Ufak da olan kalan son umutlarımı saklıyordum saf halimle birilerine ya da hayata. Tekrar ne zaman parlarım, bilmiyorum. O zaman dönerim herhalde...

22 Ocak 2026 Perşembe

Yorgunluk

Dün gece biraz kötü oldum. Ağlamak geldi içimden hıçkırarak. Yapamadım. Arada diyorumdur, eskisi gibi ağlayamıyorum. Hani yoğun bir şey olması lazım ki ağlayayım. Dün gece de öyleydi; ama ağlayamadım. Sarılmaya da ihtiyacım var. Arkadaş, sevgili, yoldan geçen yabancı... hiç fark etmez. Yani yok kimse. 1-2 arkadaşım olsa da uzaklarımdalar. Yakında olan bir zamanki arkadaşlarımı ne yazık ki yitirdiğim için şimdi böyle boşluğa ilerliyor kollarımı uzatırsam eğer.

Neyse ki iyiyim yine de. Herhangi bir epilepsi nöbetini tetiklemiyor bu melankolik hallerim. İçimdeki hüzün, keşkeler... elbet azalarak bitecektir diyorum. Bakıyorum, herkes mutlu halinden. Sonra yine neyse deyip başka şeylere odaklanmaya çalışıyorum. Kitaplar, Fransızca... Bu arada A1 seviyesini geçtim. Kursta yeterli sayıya ulaşabilirsek A2 olarak devam edeceğim derslerimi almaya. Duolingo'dan aldığım ücretli üyelikle geçiriyorum bir de zamanımı. Bazen de hafta da 1-2 kez gittiğim EspressoLab. Oradakilerle de samimi oldum iyice. Henüz mağaza müdürü olan arkadaş meğersem Fransızca Öğretmenliği mezunuymuş. Duyunca çok sevindim tabii. Pratik yapacak biri. Umarım benden sıkılmaz.

4 Ocak 2026 Pazar

Ve Yeni Yıl

Yeni arkadaşlar edinmeye çalışıyorum Blog. 2026 için henüz "şöyle böyle olacak" şeklinde büyüklü müyüklü listeler oluşturmadım. Zaten manevi bir yorgunluk var üstümde henüz atlatamadığım. Öyle pat diye "4 yıl altı üstü, n'olacak ki, boş ver" diyebilecek karakterde biri de değilim. Eskiden sevginin yerine nefret koyabiliyordum. Şimdi nefret bile koyamıyorum açılan boşluğa. Kullanılmışlık, harcanmışlık, bana "sevgi istiyorum ben" diye bağıran birinin "bizden olmaz" şekline dönüşmesine bizzat şahit olmama rağmen, 4 seneye kıyamayan biri olarak; onca geçen zamandan sonra oluşan boşluğa hiçbir şey koyamıyorum. Son sene boyunca bir şeyleri isterken bile korka korka isteyen bir Arif vardı Blog. Böyle bir iletişimde sevgi mi devam edecekti sence? Ben neye tutunmaya çalışıyordum peki? Beni neden kimse uyarmadı mesela? Çünkü derdimi paylaştığım hiçbir arkadaşım kalmamıştı... Gerçekleri de göremiyordum kendi başıma belli ki; artık sevilmediğimi, arkadaş gibi gözüktüğümü... O yüzden işte yeni arkadaşlar edinmeye çalışıyorum. Sevgi falan bana göre değil.

Bir de şöyle giriş yapayım:

Merhaba Blogcum! 😚

Yeni bir yıla girdik seninle. Platforma girer girmez sayfanın altındaki 2025 yılı yazısını 2026'ya çevirdim. Yani epey uzun bir zamanı seninle geçirdim demek oluyor bu. Herkesin gittiği, senin kaldığın bir başka yıl daha...

2026 için güzel hedeflerim var. 22 Temmuz biliyorsun ki doğum günüm. 2025 yılındakinden çok daha iyi geçireceğim inşallah o günü. Çünkü fazla kilolarım, dolayısıyla mevcut kötü sağlık durumum, iyileşmiş olacak. Yığınla biriktirdiğim kitaplar, izleyeceğim diye linklerini kaydettiğim film ve diziler, gideceğim dediğim şehirler... 2026 yılını bekliyor.

Henüz aylık planıma geçmedim; ama her şeyden önce bir süredir üzerinde durduğum Fransızca'ya odaklanmalıyım. Yakında sınavım var ve en az 50 almam gerekiyor. İnşallah başarılı olurum. 😳

Şimdilik bütün iyimserliğim ve aşırı genel planlarım bu şekilde 2026 için. Bir de şarkı bırakayım senin için: