4 Ocak 2026 Pazar

Ve Yeni Yıl

Yeni arkadaşlar edinmeye çalışıyorum Blog. 2026 için henüz "şöyle böyle olacak" şeklinde büyüklü müyüklü listeler oluşturmadım. Zaten manevi bir yorgunluk var üstümde henüz atlatamadığım. Öyle pat diye "4 yıl altı üstü, n'olacak ki, boş ver" diyebilecek karakterde biri de değilim. Eskiden sevginin yerine nefret koyabiliyordum. Şimdi nefret bile koyamıyorum açılan boşluğa. Kullanılmışlık, harcanmışlık, bana "sevgi istiyorum ben" diye bağıran birinin "bizden olmaz" şekline dönüşmesine bizzat şahit olmama rağmen, 4 seneye kıyamayan biri olarak; onca geçen zamandan sonra oluşan boşluğa hiçbir şey koyamıyorum. Son sene boyunca bir şeyleri isterken bile korka korka isteyen bir Arif vardı Blog. Böyle bir iletişimde sevgi mi devam edecekti sence? Ben neye tutunmaya çalışıyordum peki? Beni neden kimse uyarmadı mesela? Çünkü derdimi paylaştığım hiçbir arkadaşım kalmamıştı... Gerçekleri de göremiyordum kendi başıma belli ki; artık sevilmediğimi, arkadaş gibi gözüktüğümü... O yüzden işte yeni arkadaşlar edinmeye çalışıyorum. Sevgi falan bana göre değil.

Bir de şöyle giriş yapayım:

Merhaba Blogcum! 😚

Yeni bir yıla girdik seninle. Platforma girer girmez sayfanın altındaki 2025 yılı yazısını 2026'ya çevirdim. Yani epey uzun bir zamanı seninle geçirdim demek oluyor bu. Herkesin gittiği, senin kaldığın bir başka yıl daha...

2026 için güzel hedeflerim var. 22 Temmuz biliyorsun ki doğum günüm. 2025 yılındakinden çok daha iyi geçireceğim inşallah o günü. Çünkü fazla kilolarım, dolayısıyla mevcut kötü sağlık durumum, iyileşmiş olacak. Yığınla biriktirdiğim kitaplar, izleyeceğim diye linklerini kaydettiğim film ve diziler, gideceğim dediğim şehirler... 2026 yılını bekliyor.

Henüz aylık planıma geçmedim; ama her şeyden önce bir süredir üzerinde durduğum Fransızca'ya odaklanmalıyım. Yakında sınavım var ve en az 50 almam gerekiyor. İnşallah başarılı olurum. 😳

Şimdilik bütün iyimserliğim ve aşırı genel planlarım bu şekilde 2026 için. Bir de şarkı bırakayım senin için:

25 Aralık 2025 Perşembe

2025'e Veda

Sevgili Blog,

2025 senesinde, yengeç burçlular çok şanslı olacaktı hani? Böyle deyince tabii şanssızız gibi algılanmasın. Sene başında Akbank'dan sadece 1 hakla kazandığım iPhone 15 var. Sonra bir ara da Fenerbahçe'nin formasını kazandım. O yeğenime gitti haliyle. Başka yaşadığım şeyler de oldu. Hep ilgim olan ve kurs ücretleri ve zaman konusundaki uyumsuzluklar yüzünden ötelenen Fransızca öğrenme sevdama kavuştum. A1 olacağım ocak ayı sonunda inşallah. Dahiliye doktorumu değiştirdim sene sonuna doğru mesela. Onun yaklaşımı, diyabet konusunda bana daha fayda sağladı. Kötü gibi gözüken ve belli ki olması gereken şeyleri de iyi diye yorumlarsak, evet yengeç burçlu biri olarak 2025 güzel geçti. İnşallah 2026 bundan çok daha güzel geçer benim ve ailem için. 💜



Seninle geçirdiğim seneler epey uzun. Google reklam özelliği olan Google Adsense kabulünü aldığından beri, oranda buranda reklamlar çıkıyor, farkındayım sevgili Blog; ama son ödemeyi de alınca o eklentiyi de kaldıracağım. Ziyaretçi takip eklentisini de kaldırdım. Belki yeni bir kapak da oluşturabiliriz. 💁🏻

Kendime iki tane de yeni yıl hediyesi aldım, Şansıma kitabımı ücretsiz satın aldım. Akbank'a teşekkür ediyorum verdiği telefon, chipler ve iadeler için. Epeydir istediğim bir kitaptı; yeni yılla birlikte buna başlayacağım: Paul Auster - 4 3 2 1. Bir diğeri de Xiaomi Smart Band 10!


Bilekliğin eski sürümlerinden birini kullanmıştım. O zamanlar Aliexpress'den sipariş veriliyordu tabii. Bu seferki sürümün özellikleri ile dağlar kadar fark var; ama beni en çok cezbeden kısmı, nefes egzersizleri bölümü. Kendi parmaklarımla saymak zor oluyordu. Bileklik hem görsel, hem de titreşimle yardımcı oluyor. Hem de 4 farklı nefes egzersiz programı var.

Böyle geçti kısmen 2025... Negatif şeylere dalmayacağım. 🤐 Diyorum ya işte; 2026, 2025 yılından çok daha iyi, sağlıklı ve güzel geçer inşallah benim ve ailem için. 😊

19 Haziran 2025 Perşembe

Yaz Geldi

Şu yaz aylarında aşırı terleme hastalığımdan çektiğim eziyeti anlamayan ve hayatının keyfini çıkarırken benden birileri anlayış, empati ya da artık ne diyorsanız, onu bekliyor ya... sinir oluyorum. Şu anda bile hava kısmen esiyor camdan, aşırı sıcak değil; ama nem yüksek olmalı ki ellerim terli halde ve ben bilgisayarımın başında azıcık rahatlamak adına içimi sana döküyorum Blog. Çünkü ne olursa olsun dönüm dolaşıp geldiğim ve sesini çıkarmadan beni dinleyen bir tek sen varsın.

Alışkanlarım var yıllardır Blog. Üniversiteden beri alışkanlıklarımın altında ezilip durdum hep. Bana mutluluk katacağını düşündüğüm, alışkanlık olduğunu bile anlamadan seneler geçirdiğim an'ları, kişileri bırakamamış; böyle kendimi bağımlı hale getirmişim. Oysa ki sen nefes alırken öksürdüğün sürece etki'n olmuş hep o alışkanlıklara. Şimdi böyle şarjım bitmiş gibi Blog. Hani ömrü tükenen tekrar şarj edilebilir pil gibi düşün...

Kendime geçen aylardan beri DEHB teşhisi(!) koymuştum. Hatta doktora gidecektim, derken epilepsi hastası da olduğum için, alabileceğim ekstra bir ilaçla tüm dünyamı altüst etmek istemediğime karar verdim. Öylece kaldı. Ve tekrar yapılacaklar listesi oluşturup o listelere uymamaya devam ettim. Pazartesi diyetlerinden bahsetmeme gerek yoktur galiba Blog?

Instagram profilime pek bakmıyorum Blog. Senin için oluşturduğum bir sayfam var. Oradan sağlıkla ilgili şeylere bakıyorum sadece. Hiç böyle sahte ya da sırf mutlu anlarını paylaşan insanları çekecek bir ruh halim yok. Hele böyle "beni kendinize ya da birine yamayın" dercesine yüz fotoğrafını paylaşanlar var. Aman aman...

Geçen günlerde yalnız başıma bir İstanbul çıkarması yaptım. Hatta Levi's'daki indirimi de kaçırmadım. Epeydir Mavi Jeans'den kurtulmak istiyordum; ama Levi's sağ olsun fiyatlarını hep iki katı yukarıda tutuyordu. O gün sırf vapura bineyim, az deniz havası alayım diye Üsküdar'a geçtim, oradan Eminönü... Yine de gitmem lazım. Neyse, karpuz kesmiştim, onu yiyeyim ben. Sana da şu şarkıyı bırakıyorum sevgili Blogum;