Bugün, bayram sonunda, odamı temizlemek istedim. Her gün gördüğüm, bazen yatağımdan bakıp uzaklara daldığım, bazen her sefer ayrı bir hikaye kurarak uykuya daldığım, bazen "ben de gidebilirdim seninle, neden bir kez daha tartıştık diye iş arkadaşınla plan yapmışsın ki hemen" diye yüzlerce kez kendi kendime söylediğim bazı eşyaları da kaldırmak istedim. Yapmak zorundaydım. Ona ait eşyaları etrafımdan, gözümün önünden; tıpkı ondan dolayı tanıştığım herkesi sildiğim gibi kaldırmak zorundaydım. Bana acı verdiğini bunu benden başka kimse bilemezdi çünkü. Hala daha bilemiyor da... işte.
Mayıs ayı beni çok yordu. Birçok anlamda beni çok yordu. Tek güzel şey galiba sırf güzel bir gün geçirmek ve favori burger mekanıma gidebilmek için Eskişehir'e gitmeme kısmen gerek kalmamış olması, diyebiliyorum. Çünkü artık HMBRGR Maltepe Park AVM'de de açıldı. Hatta geçen hafta biraz kendimi iyi hissedip gittim. Şube müdürüydü sanırım, gayet iyi biri karşıladı beni ve güzelce doydum. Onun dışında bir şey olmadı galiba. Yani iyi anlamda...
Uzun bir zamandır kitap okumuyorum. Daha sağlıksız besleniyorum. Nasıl bir süreçten geçtiğimi gayet iyi biliyorum; ama tek başımayken yıllar önceki edindiğim güçle hareket edemiyorum. O Arif yok ne yazık ki bu sefer. Çıkaramadım 1.5 yıldır.
Uzun uzun baktım tekrar. Ben birine deli gibi aşık olsaydım bile bunu yazarak böyle bir hediye veremezdim. Çünkü bunun 5 sene sonrasını düşünürdüm. Böylesine ağır bir şeyin altına girecek kadar gerçekten emin miyim bir şeylerden? Ya da az da olsa ihtimalinden emin miyim? Verebilecek olsaydım bile cümlelerimin ucunu öylesine açık bırakırdım ki bağlanıp gitmesin bir gün.
Kendisi bu kitabı 4 sene boyunca okumadığımı, şimdi de okuyamayacağımı bilmiyor. Çünkü her okumaya yeltendiğimde bu sayfa bütün dikkatimi dağıtıp beni gülümsetiyordu. Zaten odaklanamayan ben, hiç beceremiyordum okumayı. Hediye paketindeki süsü bile en az 2 sene dolabımın üstünde yapışmış halde tuttum; ama bilmiyor. Tek değerlendiği ona, onun istediği kadar "seni seviyorum" demiyor oluşum oldu.
Ama işte, denedik olmadı, değil mi? Tam 4 sene, hatta benim için 5 olmak üzere...
Bazen bakıyorum birilerinin bana dalan bakışlarına. Ya da bendeki paranoyak düşünceler sonrası oluşan bakışlara... "Yok ya beni bu halimle kabul etmez zaten, ben gibi olsa bile" diyorum. Oluşan düşünce sadece bu. İster birini suçlayalım, ister öz güvenimi kaybettim diyelim, istersek de tüm suçlusu ben olayım... Sonuç olarak 38 yaşına gelmek üzere bir Arif ve aynı heyecanları tekrar yaşaması zor olan bir başka gökkuşağı rengi var içimde.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder