31 Mart 2011 Perşembe

Goz yaslarim...

Zor, biliyorum. Hayatin sandigimdan daha da zor oldugunu cok iyi biliyorum. Belki de o zor hayata sahip olmadigim icin su anda sahip oldugum hayati kendime zehir ediyorum. Ya da benim hayatim bu sekilde. Bilmiyorum. Cevremdekilerin bir kisminin, kendimi mutsuzsuzluga goturdugumu soylemeleri, beni boyle dusunduruyor. Bircok insanin sahip olmayi istedigi hayattan fazlasina sahip oldugumu; fakat farketmedigimi soyledi yakin zamanda biri daha...

Ben sukursuz biri degilim; aksine sukretmenin bilincinde olan, sahip olduklarinin agirligini tasayabilen biriyim ben. Yine de durumu onlarin dusundugu sekilde degerlendiremiyorum... Dedim ya, bilmiyorum ne olup ne bittigini.

Son zamanlarda, ki bu tipik sinav haftasi mutsuzlugundan cok farkli, degisik bir ruh haline girdigimi farkettim. Ki farketmemek mumkun degil; sacma sapan aglama nobetleri, normalde mutlu olup; gereksizce, alakasiz seylere sinir olma durumu ve daha bir suru, benim kendimi kaybettigimi gosteren, sey olmakta. Az once bunlardan birini daha yasadim. Bir ara, hic aglayamadigimdan yakinirdim kendi kendime. Rahat bir sekilde aglayamadigimi dusunurdum, boyle hickiriklara bogularak. Simdilerde o sozlerimin bedelini oder gibi, en rahat halimle aglayan biri oldum. Yine agladim. Aglamak kotu degil tabiki; ama benimkiler artik daha farkli olmaya basladi. Daha derin ya da bilmiyorum dogru kelime hangisi. Yine cok onemli olmayan bir seye asiri tepki gosterdim ve anneme denk geldi bu sefer. Oylesine bir telefon konusmasini sinirlenip; iyi gunler diyip; cevap beklemeden bitirdim. 5-10 saniye telefona bakip aglamaya basladim sonra, neden bu duruma geldigimi sorgulayarak; neden annemin moralini bozdugumu dusunerek... Sonra kendimi toplayip; ilk kez boyle bir sey icin donup annemi arayip; ozur diledim. Kapatinca devam ettim aglamaya.

Normalde cabuk sinirlenen biriyim sanirim; su siralar neler oldugunu anlamiyorum bile. Neye sinirlendigimi ya da sinirlenmem gerektigini bile anlayamadan tepki gosteriyorum. Ve daha da kotuye gidiyormus gibime geliyor her sey. Iyimserligimi ve bazi konulardaki irademi kaybetmeden butun bu duygusal cokuntumu kendi kendime yasiyor olmam; beni garip bir saskinliga ugratiyor aslinda.

Baska insanlar nasil yapiyor bilmiyorum; ama ben tek basima yuruyemiyorum bu yolda. Yapamiyorum; biri olmali yanimda mutlaka, sicakligini hissetmeliyim, samimiyetini, guvenini vs. Her seyimi gozum kapali birakmaliyim o kisiye. O da ayni sekilde davranmali bana. O da su sacmaliga inanMAmali "kimse icin uzulmeye degmez"..

Aglarken aklima yiginla sey geliyor cozumleyemedigim. Mezun olduktan sonra yapacaklarim, hayatta mutlu olmak icin yapacaklarim, rahat bir sekilde yasamak icin yapacaklarim... Ya da yapamayacaklarim... Her seyin zor gozuktugu bir filmi izliyorum adeta aglarken. Ya da gercekten her sey cok zor. Kimse kolay demiyor; haklilar. Bazilari icin daha zor bazi seyler... Ben de o bazilarindan biriyim sanirim.

dipnot: Gecen sene bu zamanlar yazdiklarimi okudum simdi. Simdiki Arif ile o zamanki Arif arasindaki degisimi dusundum de, daha gercek Arif olmusum o zamandan bu zamana...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme