21 Temmuz 2026 Salı

Merhaba 38!

Bu yazımı biraz parça parça yazdım farklı günlerde ve doğum günümden bir gün önce, yani 37. yaşımın son günü paylaşmaya bıraktım kaderini...

38. yaşıma giriyorum Blog. Geçmiş yıllarda merak ederdim "acaba yolun yarısı nasıl olacak" diye. Şimdi 40'ıma yaklaşıyorum. Çoğu kişi "hiç göstermiyorsun" diyor her sene. Evet, biraz heyecanlı, deli dolu, çocuksu yapım var ucundan ucundan... Ama böyle ruhum sanki ölmüşüm de ağlayanım yok gibi.

Hayatımın son 5 senesi çok farklı geçti. Böyle geçmesini hiç istemezdim. Bunu şu an söyleyebiliyorum. Çünkü sebebini henüz anladım. 4 yıl süren, daha doğrusu benim o kadar sürdüğünü sandığım; ama toplasak sadece ilk 1 senesi ilişki sayılabilecek, bir dönem ile ayrılık sonrası hüzünleriyle ve çıkarılacak dersleriyle geçen son 1 sene oldu. Bu ilişkiden hiçbir şey öğrenmediğimi düşünürdüm. Boşa geçen zaman derdim hatta. Yanılmışım... Tek bir şey öğrenmişim: Bir insanı olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. Eğer gerçekten sevecekse/sevilecekse böyle olmalıymış. İki tarafın da en büyük hatası bu olmuş sanırım. Ben sevgimden görememişim çoğu şeyi, onu değiştirmeye çalıştığım zamanlar olmuş, o da beni bu halimle kabullenememiş. Her tartışmamızın asıl sebeplerinden biri bu olmuş aslında. Benim kolayca unutmam, onunsa her sefer bir sonraki tartışmayı kafasında bitiriş sebebi hanesine eklemesi... Ben kendim için "duygusal yaklaşıyorum" onun içinse "mantığıyla yaklaşıyor" derdim. Oysa ki hiç alakası yokmuş. Ben onun için en başından beri uygun biri değilmişim zaten. O ise benim için "evet, o da böyle biri; ama belki değişir zamanla ya da ben böyle devam ettirebilirim" diye devam ettirmişim, içimde sahiplenme duygusu varmış meğerse. Anlayacağın, ne yazık ki başka dünyaların insanıymışız. Ben yine de devam edebilirdim. Çünkü bu da benim değiştiremediğim ve bana zarar veren huyum belli ki. Sonuç olarak ben ayrılsam bile 1 senemi böyle sorgulayarak, üzülerek geçirdim. O ise benden ya da bu toksik ilişkiden kurtulduğuna sevinmiş şekilde hayatına devam etti/ediyor...

Instagram hesabımı kapattım. Hastalık gibi, insanların yapmacık hallerinden, sırf başkalarına göstermek için profillerini ön plana çıkarmalarından ya da kapatıp açmalarından yoruldum. İletişim kurarım ya da 1-2 haber alırım diye tutuyordum; ama eksik kalsın dedim. Blogumun hesabından devam ediyorum faydalı sağlık konulu bilgileri takibe ya da Fransızca ile ilgili şeyleri mesela. Fransızca demişken, evet ikinci sınavı da geçtim. Artık A2 seviyesindeyim. Yani zor bir dil; ama devam ettirmeyi istiyorum tüm kalbimle. 🎈 Sınav adeta Toefl'a girermiş gibiydi. Konuşma, dinleme, yazma, çeviri, boşluk doldurma... Yani epeydir öyle bir sınava girmediğimden sanırım gereksiz yere heyacan ve stres yaşadım. Göstermem gereken daha iyi bir performans sergileyebilirdim. Özellikle konuşma konusunda. Telaffuzum iyi sonuçta. Fazla heyecanlıydım ama. Yine de gayet yüksek bir notla geçtim. İlk fırsatta bir Fransızla konuşmalıyım. ❤

5 sene önceki yaş günüm için sana yazdığım satırlara baktım. Hazır evde kimse yokken biraz gözlerimden yaşlar döküldü. Şu yazımda okudum. Olacakların çoğundan habersiz olmama rağmen yalnızlığım için ettiğim dualar, her aklıma geldiğinde beddua etmeme sebep olacak bir patron, her şeye rağmen az da olsa güzel bir başlangıçla yeni yaşıma girmem... Şu anda neredeyim?..

Ve tekrar yeni bir yaş... Abartmamak lazım, diyebilirsin; ama abartmayınca bende belli ki etkisi olmuyor bazı şeylerin. O yüzden şimdi sakince en sevdiğim sanatçılardan birinin yorumuyla yazımı sonlandırıyorum. 

Şimdi de hoş geldin 38. İnşallah her konuda 5 sene önceki halimden daha iyi ve kalıcı şekilde devam ettirirsin hayatımı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder